KILIÇ VE KALEM

KILIÇ VE KALEM

Kıymetli kardeşlerim, 

Secder sayfasından yayınlanan “Mektubum Sanadır Ey Genç” adlı ilk yazımdan sonra ve uzun bir aranın ardından siz değerli kardeşlerimle tekrar hasbihal etme fırsatını verdiği için Rabbime hamd ediyorum.

Belki profesyonel bir yazar, tahsil görmüş bir sosyolog, ilmiyle muteber bir alim, doktora yapmış bir akademisyen veya toplum tarafından tanınan bir yönümüz yoktur. Bununla birlikte bu demek değildir ki bizler, belirli bir konuma gelinceye kadar hiçbir şey yapmayacak, bizim dışımızda olan bitenleri oturup seyretmekle kalacağız. 

Elbette ki hayır!

Acizane bir kardeşiniz olarak  benim buradaki gayem, Allah’ın rızasını kazanmak adına, küçük de olsa, dilimle veya kalemimle yerine getirebileceğimi düşündüğüm “iyiliği emretmek ve kötülükten nehyetmek”ten ibarettir. 

Değerli kardeşlerim,

İnsan birey olarak tek başına değerlendirilemez. Münasebet halinde bulunduğu diğer insanlarla birlikte düşünüldüğünde onun, “toplumsal” bir varlık olarak karşımıza çıktığı görülür. Bir Müslüman nazarıyla baktığımız vakit ise Kuran’ın vurguladığı gerçekle yüz yüze olduğumuzu görürüz. Bu gerçek şüphesiz, müminlerin ancak kardeş olabileceği gerçeğidir. 

Diğer bir hakikatse bizlerin, hayatımızın her alanında Allah’a kulluk etmekle emrolunduğumuz gerçeğidir. Şüphesiz ki Rabbimiz bizi her durumda imtihana tabi tutmaktadır. Gençken Allah’a kulluğa tabi iken, yaşlandıktan sonra emekliye ayrılamıyoruz. Piyasada malulen emeklilik veya yaştan emeklilik gibi haller varken, dinimizde maalesef “kulluktan emeklilik” diye bir şey söz konusu değildir. Dolayısıyla hayatımızın her anını Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik yaşamak durumundayız.

İşte bütün bunları göz önünde bulundurduğumuz vakit, bir Müslüman olarak hayattan kopuk, kendi halinde yaşayan, etliye sütlüye karışmayan bir konumda olmamız asla düşünülemez. Bilakis hayata müdahalenin yanı sıra inşa eden, ıslah eden, öğreten, öğrenen, karşı çıkan, tasdik eden… durumunda olmak zorundayız.

Bazen kalemle olan savaş, kılıçla olan savaştan daha tesirlidir. Kafirler hem kılıçla ve hem de kalemle savaşlarını sürdürmektedir. Biz Müslümanlara düşen de yeri geldiğinde kalemi eline alıp bulanan zihinleri aydınlatmak, zararlı fikir akımlarına karşı durmak ve alem-i İslama nasihat etmeyi sürdürmek; yeri geldiğinde ise kılıcı eline alıp, mazluma zulmeden zalimi zulmünden vazgeçirmektir.

Kıymetli kardeşlerim, 

Elimizde şimdilik kalem var. Umarız ki Allah’a kulluğumuzu kalemle biraz olsun yerine getirebiliriz. 

Sizlere merhaba sadedinde yazdığım bu yazıyı, bir girizgah olarak alınız. İnşallah bundan sonra elimden geldiğince ve bir sorun olmadığı sürece her Perşembe, daha çok “gençlik” üzerine olmak üzere, hemen her konuda yazı yazmayı sürdüreceğim.  

 

                                  Çalışmak bizden yardım Allah’tan.

 

“Ben sadece gücüm oranında ıslah etmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. O’na tevekkül etim ve O’na yöneldim.” (Hud, 88)

 

 11.08.2014                                                                                                                   

 MUSTAFA SÖĞÜTÇÜ