İSLAMİ UYANIŞ VE İSLAMİ HAREKET

İSLAMİ UYANIŞ VE İSLAMİ HAREKET

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM…

Âlemlerin RABBİ olan ALLAH a hamd, ALLAH ın RASULÜ HZ. MUHAMMED (s.a.v)’e, ailesine, ashabına ve O’nun yolunda gidenlere selam ve salât olsun. 

Ey iman eden Müslüman kardeşlerim! Birileri çıkıp “niçin işimize burnunuzu sokuyorsunuz?”Diyebilir. Ya da kibar bir dille tehdit yollu “ arı kovanına çomak sokulur mu?” diyebilir. Deyin ki eğer içerisinde şer odakları varsa onları ifşa etme adına çomak sokulur. Şeytan ve dostlarının Müslümanlar üzerine yaptıkları hesaplar ve bu şeytani hesapların boşa çıkabilmesi için Müslümanların sahiplenmesi gereken İslami prensipler vardır. Dünyadaki hiçbir din ve inanış peygamberinden 14 asır sonra yeniden diriliş aşamasını yaşayabilmiş değildir. Asırlar önce tahrif edilmiş hristiyanlık değil ayağa kalkmak ayaklanmanın bile anlamını yitirmiştir. Siyonizm ise bir dayanak olarak kullandığı Museviliği samirilik halinde paraya tapmaya ve bunu her devirde sağlayabilmek için ise bulunduğu çağa göre şekil değiştirerek devam etmeye çalışmaktadır.  

“İSLAM ise ilk günkü gibi berrak mesajıyla birlikte dünya gündemine girmesi, haliyle şaşırtıcı olmakta, akılları ve gözleri kamaştırmakta”…  Yeni bir peygamber olmadan bütün bu İSLAMİ canlılık nasıl geliyor? Kendilerine göre eskimesi, değerini yitirmesi gereken bir din 21. yy gibi bir çağa dipdiri bir şekilde nasıl müdahale edebiliyor? Evet, küfrün penceresinden bakılınca böyle gözüküyor olabilir ancak KURAN ışığıyla ve RASULULLAH (s.a.v)’in mesajı ile bakılırsa bu sorulara cevap ancak bu yüce dinin mesajlarının evrenselliği ile verileceği bir gerçektir. Tahrif edilmesi mümkün olmayan KURAN ı KERİM’in mucizevî varlığı ve RASULULLAH(s.a.v)’den intikal eden sahih sünnetin yeterliliği yeni bir peygamber gönderilmeksizin söz konusu İSLAMİ uyanışın olabileceğini ve olduğunu göstermektedir. Halifeliğin kaldırılmasıyla başı koparılan İSLAM âlemi artık iş başa düştü diyerek yaşadığımız yüzyılın değerli âlimleri vasıtasıyla günümüz şartlarına göre açıklanan kelime-i tevhid, Müslümanların şuurlanmasına ve yüzyılların birikimi olan hurafelerle yozlaşmış ananeleri sorgulayarak muvahhid birer Müslüman olmalarına vesile olmuşlardır.

Tevhidi yaymak için girişilen çabalarda her dönemde olduğu gibi yine engeller olacaktı. Ama karşı gelip savaş açtıkları yegâne gücün ebedi ve sonsuz güç sahibi olan ALLAH olduğunu hesaba katmamışlardı. Feraset sahibi olan Müslümanları yıldırmaya çalışıyorlar ve bu batıl savaşlarını kazanma umuduyla her şeyi göze alıyorlardı. 

BİRİNCİSİ:  Öncelikle ilahi davetin yaygınlaşmasını önleyici tedbirler alınmalı ve hangi yolla olursa olsun davete olan ilgi ve davetin çekiciliği azaltılmalıdır.

İKİNCİSİ: Tevhidin yaygınlaşması ile karşı karşıya kalan şeytan ve tabiî ki şeytanın dostları şehir ve bölgelere göre, büyüme hızını dikkate alarak hazırlıklarını yapmakta ve en hızlı biçimde uygulamaya geçirmektedir. Sosyopsikolojik durumlarına göre ve ya değişik yollarla davetçilerin etkinliğine engel olmaya çalışmaları yapıla gelen işlerdendir. Bazen itibarsızlaştırma, bazen de direk müdahaleler ile bu batıl çalışmalarını uygulamaya koymuşlardır. 

ÜÇÜNCÜSÜ: Şeytan ve avaneleri çok iyi bilmektedirler ki insanlar ortak sorunlar ve ortak görüşler istikametinde bir araya gelebilirler. Bu gerçeği çok iyi bilen dünya müstekbirleri Müslümanların gündemine müdahale ederek Müslümanlara farklı sorunlar ve farklı görüşler empoze etmektedirler.

DÖRDÜNCÜSÜ: Dünya müstekbirleri yola çıkıldığında bir yol lideri seçilmesi prensibini siyasi olarak değerlendirip yollarını belirlememiş, kemiyet ve keyfiyet açısından bu seviyeye gelmemiş Müslümanları ham ve suni yapılanmaya sürüklemek isterler ki böylece her kuşa ayrı ayrı ve kamuoyunda gizli olarak ateş etme yerine bu yapılanmayla toplu hedef haline getirdikleri gayretli Müslümanları bir el ateş ile yok etsinler. 

BEŞİNCİSİ: Tevhidin yaygınlaşması, davet eden ve davet edilen insanların zamanlarıyla ilgili bir hadisedir. O halde bu insanların zamanlarına müdahale edilmesi, tevhidi anlatacak ve tevhidi anlayacak zamanlarının mümkün olduğu kadar kısıtlanması gerekmektedir. Bunun için ekonomik baskılar yoğunlaştırılmakta “GEÇİM DERDİ” siyasi, ahlaki ve insani dertleri unutturan en acil dert durumuna getirilmekte, bu dert ile köleler gibi çalışan insanların yegâne boş vakitleri olan gecelerini de televizyon ve internet programlarıyla işgal etmektedirler.

ALTINCISI: Çoğalma menzilinde oldukları için kendilerinin kontrolünden çıkabilecek Müslümanların kendileriyle uzlaşan ve kendi kontrollerinde bulunan grupsal yapılanmalara davet ederek bu yapılanmalarda deşarj ve pasivize etmek isterler. 

YEDİNCİSİ: Ümmet kavramı istikametinde şuurlanan Müslümanlar, dünyanın diğer bölgelerinde bulunan Müslümanlara ve bu bölgelerdeki İSLAMİ hareketlere ilgi duymakta ve bölgesel çalışmalarına ümmetin genelini dikkate alarak yön vermek istemektedirler. Bu durumda tabi ki dünya müstekbirleri Müslümanları serbest bırakmayıp kendi kontrollerine almaya çalışacaktırlar.

SEKİZİNCİSİ: Tevhidin yaygınlaştığı ve ferdi Müslümanların çoğaldığı bölgelerde şeytan ve dostlarının yarına yönelik hedefleri gözeterek yerine getirdikleri diğer bir çalışma ise; muhtemel cemaatleşme tehlikelerine karşı imam adayları hazırlamaktadır. Bunun için münasip gördükleri tipleri meşhurlaştırmak ve onları taviz vermeyen birer kahraman olarak dayatmak isterler.

Son olarak kardeşlerim, öne bir it sürerek kendisine isyan ettiren sonrada kendisine karşı toplanan insanları o köpeği sayesinde kontrol altına alan müstekbirlerin bu hesapları müminlerin feraseti ile boşa çıkabilecek hesaplardır. Çünkü onların bu konuda anlayamadıkları ve mümin olmadan anlayamayacakları bazı ilahi gerçekler vardır. ALLAH Müslümanlara doğru ile yanlışı ayırt edebilme yeteneği nasip etsin. (ÂMİN) … 

SELAM VE DUA İLE...