HAKK’A YÖNELEMEYEŞİMİZ-7 (HASET)

HAKK’A YÖNELEMEYEŞİMİZ-7 (HASET)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

Allahu Teala’nın bir insana nasip ettiği nimeti çekememezliktir. Özünde Yaradan’a itiraz vardır .Eğer “neden ona,bana değil” demeye kadar gelmişse Haşa!“sen kime vereceğini bilememişsin” demek gibidir.Halbuki kişinin nimet olarak görüp kıskançlık ettiği şey belki de o kişi için nimet değil ,nikmettir.İki çeşittir: 

 

1-Nimeti ona çok görürsün ve onun elinden gitsin istersin.İşte buna haset denir.

 

2-Ondan gitsin istemezsin ama onda olduğu gibi kendinde de olsun istersin. Buna da gıpta denir. Rasulullah (S.A.V)”Ancak iki kişiye gıpta edinir: Allah’ın verdiği malı hak yolunda harcamayı başaran kimse. Yine Allah’ın kendine verdiği ilim ve hikmet ile yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.”(Buhari)Özendiğimiz kişiler şu iki kişi dışında hiç kimseye olmamalı. Bunun içinde kimlerle arkadaşlık kuracağımıza dikkat etmeliyiz.                                 Hasette manevi hastalıklardandır. Tedavisi için uğraşılmazsa elem sonuçlar doğurabilir. Zira yeryüzünün ilk katili Kabil’in kardeşini öldürme sebebi de hasetti.

 

“Onlara, Adem’in iki oğlunun başından geçenleri hakkıyla oku. Hani ikisi de birer kurban takdir ettiler de, birinden kabul edildi ,diğerinden ise kabul edilmedi.Biri,”seni mutlaka öldüreceğim” dedi.Diğeri ise,”Hayır Allah ancak kendisinden korkanlardan kabul eder” dedi.”Yemin ederim ki,sen beni öldürmek için el uzatsan bile,ben seni öldürmek için sana el uzatmayacağım;çünkü ben,alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım”.”Ben isterim ki sen,benim günahımı da kendi günahını da yüklenip  ,gidip o ateşe layık olanlardan olasın.Zalimlerin cezası işte budur.”Bunun üzerine nefsi,kendisine kardeşini öldürmesini basit gösterdi;tuttu onu öldürdü.Artık,kaybedenlerden olmuştu.(Maide -27-28-29-30)                                                                                                                                                Rasulullah(S.AV.):”Sizden önce geçmiş ümmetlerin hastalığı size sirayet etmiştir.Onlar,haset ve düşmanlık illeti ile maluldur ki,bu hastalık tıraş eder ama saçı sakalı değil.dini tıraş eder,kökünden kazır.Muhammed’in nefsini yed-i kudretinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki,birbirinizi sevmezseniz mümin olamazsınız.Ben size bir şey söyleyeyim mi?Onu yaptığınız zaman birbirinizi seversiniz.Aranızda selamı yayınız.”(Tirmizi)                                                                 Bu hadisi şeriften hasedin ciddi şekilde dinimize zarar verdiğini öğrendiğimiz gibi,niçin haset ettiğimizin sebebini öğrenmiş oluyoruz;kardeşimizi sevmememiz yahut nefsimiz için sevmemiz.Manevi hastalıklara düşme sebebi;kişinin kendisini fazlaca önemsemesi.Halbuki insan kendisini yüceltmesi için değil,Yüce Rabbine kulluk için yaratılmıştır.

 

Muaviye(R.A):”Şerler içinde hasetten daha adili yoktur. O,haset edilene yetişmeden, haset edeni öldürür.”                                                                                             Bir edip:”Haset eden kadar ,zalim olduğu halde mazluma benzeyen birini görmedim.O,her zaman nefesi daralmış,içi keder ve düşünceden sıkıntılı,kalbi kırgın,hayatına küsmüş bir hal üzere bulunur.”

 

HASEDİN SEBEBLERİ

 

1-Düşmanlık: Bir Mü’min’in tek düşmanı şeytan ve yandaşları olmalıdır. Mü’min ,Mü’min’e düşman olamaz.                                                                                          

 

2-Fazilette ileri gidenleri çekememezlik hali: Kıskanmak yerine örnek alıp,gıpta ederek çabayı artırmaya bakmalı. “İnsanlar için ancak emeğinin karşılığı vardır.”(Necm-39)

 

3-Nimete karşı cimrilik: Allah’ın kısmetine rıza göstermez. Halbuki Cenab- Hakk’ın hazinesi vermekle eksilmez, tükenmez.                                                                 4-Gayesine ulaşamamak korkusu: Kumaların arasındaki durum, hocasının takdirini ve sevgisi için talebelerin yarışması, anne-babanın serveti için yarışan evlatlar misali bu tür hasettendir.

 

5-Üstün mevki sevmek ve baş olma arzusu: Kendi alanında benzersiz ve en üstün olmaya çalışmak. Ömer(R.A).”Allah’ın kullarına ihsan ettiği her nimetin kıskananı vardır. Kişi oktan daha doğru da olsa,muhakkak eleştireni olacaktır.”

 

HASEDİ YOK ETMENİN YOLLARI

 

“Hem iyilikle kötülük müsavi olmaz. Sen kötülüğü,en güzel olan iyi hareketle önle.O vakit bakarsın ki seninle aranızda bir düşmanlık bulunan,yakın bir dost gibi olmuştur.”(Fussilet-34)

 

“Nefisler kıskançlığa elverişli yapılmıştır. Eğer arayı düzeltir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz ki Allah yaptıklarınızın hepsinden haberdardır.”(Nisa-128)

 

Arzularının aksini yapmakla hasedini tahakküm altına alabilirsin. Örneğin  içinden yermek geliyorsa överek ,paylaşmak istemiyorsan paylaşarak.Bunu Allah için yaptığını düşünerek mutlu olunmalı.Aslında haset  edilene de önemli bir görev düşüyor.Kendisi kıskananın yanında kıskanıldığı mevzuyu açmamalı ve bir şekilde o kişinin kıskançlık duygusunu körüklememeli.Aksi taktirde kıskananın şerrinden kendisini kurtaramaz.Şerrin verdiği zarar büyük olması hasebinden Felak suresinde Allah’ a sığınmamız gerektiğini öğreniyoruz.Hasetçinin ve surede geçen diğer şerli şeylerden korunmak için Aişe(R.A) validemizden öğreniyoruz ki Peygamber(S.A.V) yatmadan önce İhlas,Felak,Nas  surelerini okuyup,ellerine üflediğini,sonra da elleri ile vücudunu sıvazladığını bildirmektedir.Ve karşı tarafa haset etmekten kurtulmak içinde haset ettiğimiz şahsa dua ederek arınabiliriz.

 

Fenasından Faziletlisine Doğru Bazı Terimler

 

Haset: Bende yok, onda da olmasın.

 

Buhul: Bende var ,onda olmasın.

 

Şuhh: Onun ki benim olsun

 

Gıpta: Onda var bende de olsun.

 

Sehavet: Ben de var onda da olsun.

 

İsar: Benimki onun olsun. 

 

Cuud: Bende yok ama onda olsun

 

Fakr:Onda yok madem bende de olmasın,benim elimdeki de yok olsun. Peygamber(S.A.V.)’in hali bu guruptandı.O ümmetini kendinde önce düşünmüş,tüm ömrünü ümmetine feda ederek geçirmişti. Biz Müslümanlara da ümmeti olarak fakr sahibi olmak yakışır. Cenab-ı Hakk bizleri rızasından uzaklaştıracak her türlü halden, fiilden,ortamdan,şahıstan muhafaza buyursun.

 

 

Selam ve Dua ile….